3 Temmuz 2012 Salı

Aşık bir adam

Yüreğime hapsettim seni önce. 
Odalarda, duvarda seslerin... 
Nefesimde yol izlerin. 
Güneşi geceye indirdim, gün doğumunda sen varsın diye. 
Bilemedim, güneyde bir kıyı kasabasına varmış yolun. 
Çöl rüzgarlarını çağırdım ben de eli belinde balkona. 
Şimdi kokuna hasretim. 
Gözyaşlarını ipek mendilimde kurutup saklıyorum hala. 
Bedenlerimiz kenetlendiğinde kokuna değmişti o mendil. 
Her gün bir başka gözyaşı bağışı yapıyorum doğaya. 
Kadınlığına şahit kılmıştım bütün evreni. 
Bulutlar örtü olmuştu bedenimizde. 
Yapraklar mühürlemişti aşkı o ana. 
Toprakta filizleniyordu çocukluğumuz. 
Özlüyorum seni dilimden dökülen her harfle yine yeniden baştan başa. 
Menekşe yaprağıydı sanki tenin, ay gibi parlaktı bedenin. 
O yasak elmaya uzanmamış mıydık birlikte? 
Nerede düşleri çapsız kılan elin?
Ey ilham, bensizken ne renksin? 
Erguvana dokunan gök mavisinde misin? 
Çiçeğe aldanan sarıda, göğe küsen kızıl yeşilde, toprağa dadanan koyu kahvede misin? 
Yoksa denizi biçen arsız kırmızı sen misin? 
Artık eminim: Anım, nefesim, soluğum sensin. 


Gustav Klimt, The Kiss (Öpücük)